Hikaye
Deneme
| Neyzen Başar Dikici |
|
|
| Site - Müzik | |
| Zehra Ulucak tarafından yazıldı | |
| Pazartesi, 01 Şubat 2010 15:21 | |
|
Adana, sene 1979, aylardan Mayıs’ın 14.ü, ağaçlarda erikler yeşermeye başladığı zaman…
Kim bilirdi o gün dünyaya gelen Başar’ın seneler sonra genç yaşında Türkiye’nin en istidatlı ney üstadlarından biri olacağını.
Aslen Çanakkale’li olan Başar Dikici’nin müziğe aşinalığı daha bebekken annesinin müzik kabiliyeti ve güzel sesiyle zamanın klasiklerinden Gecenin Matemi’ni söylemesi ile başlar ve müzik, çocukluğunda izlediği Hint filmlerindeki Hintli kızların ince sesleriyle hayal dünyasına iyice yer eder. Kendi tarzını yaratmasında bu Hintli kızların yanı sıra Adana’da yaşayan Arapların da payı büyüktür aslında…
19 yaşında ailesiyle İstanbul’a yerleşen Başar Dikici, ortaokul yıllarının başında Sultan Ahmet’te rastladığı, o zamanın ney yapımcılarından Feridun Obur’un dükkanına girer, gördüğü aletin Türk filmlerinde cenaze sahnelerinde çalınan alet olup olmadığını sorar ve neyi eline alır almaz ses çıkarmayı başarabilir… Bu kabiliyeti Feridun Bey’i de etkilemiş olacak ki, kendisine orada ney dersi alıp almak istemediğini sorar ve o sıralar orada ney dersleri veren Ender Doğan Bey’den ders almaya başlar Başar. Babasının vefatıyla beraber, yine Ender Doğan Bey’in desteğiyle, tasavvuf programlarında da yavaş yavaş tanınmaya başlar.
Ömer Erdoğdular ve Sadreddin Özçimi’den feyz alır ve Mehmet Güntekin ve Cinuçen Tanrıkorur’un kurduğu korolarda repertuar çalışmaları yapar. Bir çok sanatçının albümünde Ney üflemiş olan Başar Dikici aynı zamanda müzik yönetmenliği de yapmaktadır.
İki elinde on marifet Başar Dikici diğer neyzenlerden farklı bir tarzla, sadece klasik tasavvuf müziği alanında değil, dünyadaki tüm müzik türlerinden ve formlarından esinlenip çok geniş bir müzik sahasında ürünler vermektedir ve ney icrasında dünyadaki tüm müzik türlerinden etkilenimlerini görebilirsiniz.
Neyi ilk eline aldığında ses çıkarmayı başarabilen sanatçı ney şeklindeki her şeyden ses çıkartabilecek kadar Ney ile bütünleşmiş biri. Nefesinin kuvvetine hayran olduğum ney üstadı, Ney’in özel bir çalgı olduğunu şu sözleriyle ifade ediyor:
Neye sıcak nefesle “Hu” şeklinde üfleniyor, bilirsiniz ki “Hu” Allah’ın isimlerindendir. Böyle özel bir ismi neye üflüyorsunuz, bu da onu özel yapmaya yeter.” 1-ney taksimleri 2-gecenin sesi(köprü) 3-ney the mey 4-yolculuk 5-osmanlı saray müzikleri 6-meeting- klernet ve neyin buluşması-(düet) 7-sufi cry out 3 adlı albümleri bulunan sanatçının Eyüp Sultan’da işlettiği bir ney kursu bulunmaktadır.
Ney’in hikayesini bilenler bilir. Rivayet edilir ki; Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz. Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz. Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.”
Başar Dikici, İlahi aşkı tüm nameleriyle insanın içine işler üflediği her nefeste … Her seste Mevlana’nın Mesnevi’sinin şu beyitleri aklıma gelir: ‘duy şikayet etmede her an bu ney, anlatır, hep ayrılıklardan bu ney. der ki feryadım kamışlıktan gelir. duysa her kim, gözlerinden kan gelir.’
‘Ney’in sırrı hasret’tir’ der ya Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur adlı romanında… Hasretin en yanık sesini insanın içine işler Ney Başar Dikici’nin nefesinin sesini duyar huzur bulursunuz O neyini üflemeye başladığı anda… Ayrılık acısıyla yüreği dağlanmışlar teselli bulurlar hasret yangınıyla tutuşurken. Ve aşkın iliklere işleyen sesiyle idrak sahasında tefekkürün nasıl tezahür ettiğine şahit olursunuz Başar Dikici’yi dinlerken. İçi kor demirle dağlandığı için dertli dertli yanan kamışı dile getirir ve aşkın yanında sabrı da üfler Başar Dikici…
|


















1995 yılından beri ney ile stüdyo sanatçılığı yapmakta olan Başar Dikici, Ahmet Şahin,










