Hikaye
Deneme
| Medyasenfoni |
|
|
| Site - Kitap | |
| Zehra Gülrû Onat tarafından yazıldı | |
| Çarşamba, 09 Eylül 2009 14:28 | |
|
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu tarafından kaleme alınan eser iki bin sekiz’in Eylül ayında Timaş yayınları tarafından ilk baskısını yaptı. Yazarın bundan önce yayımlanan deneme, öykü ve romanlarının arasında Medyasenfoni anlatımındaki farklılık, kurgusundaki özgünlük ve içerdiği post-modern öğelerle diğer eserlerinden çok farklı bir noktada bulunuyor. Yazarımız birçok farklı kimlikle çıkıyor karşımıza. Çeşitli türlerde on yedi eseri yayımlanan, Yeni Şafak’ta köşe yazarlığını sürdüren yazar aynı zamanda bir sosyoloji doktoru. Lisans eğitimini de felsefe üzerine almış olması şüphesiz bizlere sunduğu eserlerinde farklı dokuları/tatları bir arada sunmasına yardımcı oluyor. Günümüzde birçok yazar için olmazsa olmazlardan olan yazmak eylemi, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu için sadece bir uğraş, üstelik yapacak daha önemli bir şeyi olmadığını düşündüğü için sürdürdüğü bir uğraş. Hayatının merkezine eşini ve çocuklarını koyan, kalan diğer zamanlarında ise kendini disipline edebilmek için yazdığını belirten yazar, iyi bir anne ve eş olma sorumluluğunu/bilincini diğer bütün kimliklerinin üzerinde tutuyor.1 Hiç alışık olmadığımız bir biçimde roman bir diyalogla başlıyor, aslında olayların tam içine düştüğümüzü hissettirse de ne kadar dışında kaldığımızı ve ne kadar yabancı olduğumuzu hemen ilk sayfanın sonunda anlıyoruz. Muamma kaldıramayan kahramanlarımız bizi bir nevi muammanın içine sürüklüyorlar. Medyasenfoni, medyada çıkar uğruna dönen türlü çekişmelerin, kirli oyunların ve hesapların inanılmaz bir biçimde çığırından çıktığı bir atmosferi yaşatıyor bizlere. İç içe geçmiş kurguda zaman gizli bir özne durumunda olsa da dikkat çeken diğer bir husus hemen her karakterde karşımıza çıkan birbirine taban tabana zıt durumlar/olaylar. Avcıyken av olan, düşmanken aşka düşen, ateistken inanç uğruna sürdürülen mücadeleyi takdir eden karakterlerin bu değişim süreçlerine şahit oluyoruz. Ana karakterler sürekli değişse de, tek bir kahraman var Medyasenfoni’de. Nazire. Edebiyat okuyan, başı örtülü şair Nazire. Başörtüsü eylemlerine katılan, mücadeleci, bir o kadar da cana yakın Nazire kitapta ölü bir karakteri temsil ediyor. Yazar, neden tesettürlü kahramanımız bir ölü sorusuna “Türkiye’de giderek erkeklerin pek çoğu ve Kemalist kadınlar sadece “dindar ölü” kadınları takdir edip beğeniyor. (Ah benim ananem böyle miydi? ) Ben başörtülünün ölü olanının severim anlayışı hâkim.” şeklinde cevaplıyor.2 Romanın en başarılı bulduğum yönlerinden biri anlatmak istediği fikri, vermek istediği mesajı ağdalı laflara gerek duymadan, konuyu sündürmeden, meseleyi uzatmadan/dolandırmadan okuyucusuna vermesi. Ve bunu akışın doğallığından çıkmadan ustalıkla halletmesi. Kitap, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu okuyucularını içerik olarak şaşırtmışsa da, üslup olarak süregelen kaliteli tarzını koruyor. Romandaki üslupla ilgili olarak yapılan yorumlardan biri de şöyle: “Bir anlatıda içerik kadar biçim de önemlidir. Bazı romanlar, anlatılar estetik kaygılarla; bazıları da ideolojik kaygılarla okunmaz hâle geliyor. Barbarosoğlu’nun Medyasenfoni adlı romanı bir gerçeklik’i, abartısız bir estetik biçimi / biçemi, bir ‘telkin’i yakalıyor, bir ‘telkin’ düzeyini tutturuyor. Pek çoğumuzun yakından tanıdığı bir dünya seriliyor roman evreni olarak Medyasenfoni’de önümüze.”3 İşte bu yüzden, bu romanı okumalı, hem yazarın özgün anlatımına tanık olmalı hem de Medya’nın hiç bilmediğimiz yüzüne tanıklık etmeli, esas kurbanın kim olduğunu anlamalıyız. ... 1) Sessiz Çığlık Dergisi. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ile Röportaj. 22 Ekim 2007. http://yayiniletisimkulubu.blogcu.com/fatma-karabiyik-barbarosoglu-ile-roportaj_7342791.html 2) Hale Kaptan Öz. Medyasenfoni'nin gizli kahramanı zaman. 10 Eylül 2008. http://yenisafak.com.tr/Kitap/Default.aspx?t=10.09.2008&i=138965 3) Derindusunce.org. Bir Roman Kişisi Olarak Nazire. http://www.kitapblog.org/medyasenfoni-fatma-karabiyik-barbarosoglu/
|





























