Neredeyim:   Anasayfa Bölümler İnceleme-EleÅŸtiri Bir Kültür TaklitçiliÄŸinin Kanıtı veya Çulsuz Alafranga Züppe Tipi

Hikaye

Traji Komik
“Haiti’de 7 büyüklüğ...
Viski ÅžiÅŸesi
Şık, şık, şık, Å...
Yaşamak Bir Gülücük Gibi
Ne kadardır ordaydık...

Deneme

Egotramplen
Temelini “kendin...
Dönüşüm
Benim bilmediÄŸim bir ...
İnsan(ımız)ın Doğası
İnsan doğası gereğ...
Bir Kültür Taklitçiliğinin Kanıtı veya Çulsuz Alafranga Züppe Tipi Yazdır e-Posta
Site - İnceleme-Eleştiri
Mehmet Selim Özban tarafından yazıldı   
Çarşamba, 09 Eylül 2009 18:46

Bu incelemede; Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 19. yüzyıl sonlarında basılmış olan ve aynı zamanda ilk büyük romanı olan Şık adlı eseri, kiÅŸiler ve karakterizasyon (kiÅŸilerin sunumu) açısından ele alınmıştır.

 

Bunun haricinde eserin olay örgüsü, mekân ve anlatıcı gibi unsurları üzerinde de ana hatlarıyla durulmuÅŸtur. Romanın konusu, yazıldığı devrin sosyal ve siyasi olaylarından, Osmanlı Devleti’nin geçirmiÅŸ olduÄŸu buhranlı dönemden kopuk olmakla birlikte olaylar, Osmanlının sosyal yapısının bir yönünü (Batı taklitçiliÄŸi ya da alafrangacılık dediÄŸimiz yönünü) oluÅŸturan şık tipi, diÄŸer bir tabirle çulsuz alafranga züppe tipi etrafında geliÅŸmektedir. Çalışmanın amacı Gürpınar’ın Şık’da sosyal bir gerçekliÄŸi -Osmanlının 19. yüzyıl dönemi olaylarından kopuk olarak- fiktif (kurmaca)  boyuta nasıl taşıdığını, olay örgüsünü nasıl verdiÄŸini, kiÅŸileri nasıl sunduÄŸunu vb. gibi kurgusal yapı içerisindeki unsurları nasıl saÄŸladığını ve bunları romana ne ÅŸekilde yansıttığını saptayıp sunmaktır.

1. Şık ve Gürpınar
Konularında İstanbul dışına hiç çıkmayan Gürpınar, genç yaşına raÄŸmen İstanbul’un konuÅŸma dilini büyük bir ustalıkla canlandırır bu ilk romanında. EÅŸsiz ve dikkatli bir gözleme dayanarak gerçekçi çığırda yürüyen yazarın; mizah unsurunu iyi kullanması ve olayları alaylı bir çerçeve içinde vermesi karakterinin baÅŸlıca özelliÄŸidir. Anlatımda duyguludur ve Gürpınar da Ahmet Mithat Efendi gibi zaman zaman olayın akışını bir yana bırakarak, felsefe bilgilerini sayfalara aktarmaktan, kiÅŸiler ve olaylar hakkında yorum yapmaktan hoÅŸlanır. Bu üsluba meddah üslubu denir. Yazar, araya girer, yorum yapar, olayı kesip okuyucularla sohbet eder, bir bakıma olay örgüsünü deÄŸiÅŸtirir ve okuyucuyu yönlendirir. Bunun haricinde bu ilk büyük romanında, cümlelerinde bazı aksaklıklar ve acemilik göstergeleri vardır ki bunu kendisi de kitabın ön sözünde ÅŸu ÅŸekilde ifade eder: “Okuyucular, bu yaÅŸlı hikâyede ÅŸimdiki Hüseyin Rahmi’nin ilkel, zayıf, cılız; fakat ileride bol meyve vermeye yetenekli bir fidanını göreceklerdir.” Ayrıca, “Şık romanı basın caddesine attığım ilk adımdır.” diyen Gürpınar’ın cümlelerindeki beceriksizlik, acemilik, adeta çocukluk, bazı fikirlerindeki, büyük saflık okuyanlara bu gerçeÄŸi söyler.  Bunu kendisi yine “Ne safça satırlar, ne ilkel felsefeler, ne çocukça tuhaflıklar…” diye nitelendirir. Romanda karakterizasyon açısından da ÅŸu gözden kaçmaz: “Şıpsevdi romanını okuyanlar görecektir ki ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey, Şıpsevdi kahramanı Meftun Bey’in çekirdeÄŸidir.”

2.KiÅŸiler
“Romanın bilinen estetik dünyası kurulurken, vak’aya, kiÅŸi veya kiÅŸilerle camlılık kazandırılır ve bu canlılık, dil ve anlatım teknikleriyle dışa yansıtılır, hissettirilir. Sonuçta, aslının benzeri olan bir dünya -kurmaca bir dünya- elde edilir. Bu dünyada baÅŸlıca ilgi odağı kiÅŸidir. İlgi odağıdır; çünkü, diÄŸer öÄŸeler onun için vardırlar ve söz konusu dünya onunla bir anlam ve iÅŸlev kazanmaktadır.”   Gürpınar’ın Şık adlı eseri de adından anlaşılacağı üzere şık bir tip olan ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey ile anlam kazanmıştır. Çünkü olaylar onun etrafında geliÅŸir, diÄŸer kiÅŸiler onun için vardırlar. Yani ana kahraman dediÄŸimiz tematik güç ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey’dir. Yazar, şık tipini ve Åžöhret Bey’i eserde ÅŸöyle açıklıyor: “Şıklar esasen hiçbir artam ve erdeme sahip olmayıp davranışları birer adi taklitçilikten öteye geçemeyenler, her gören ve duyanı güldürecek, acındıracak bir takım gülünç haller gösterenlerdir.” Yazar bu şık tanımına örnek olarak Åžöhret Bey’i gösterir ve bir şıkı fiziksek yönden ÅŸöyle tanımlar: “Şık denilince elinde gantı, cebinde kartı olan, fakat üstünde parası bulunmayan şımarık, hemen bastonuyla, kostümüyle, gözlüÄŸüyle gözlerde canlanır.” Gürpınar’ın yukarıda tanımladığı bu kiÅŸiler anneden babadan kibar olmadığı gibi kendi çabalarıyla da bir ÅŸeyler kazanmak becerisinden tamamen yoksundurlar.

2.1.Şahıs Kadrosu
Romanda yer alan tüm kiÅŸileri belirtelim ve sonra da çok kısa olarak kendilerinden bahsedelim. VereceÄŸimiz ÅŸahıs kadrosu romanda yer alan, adı geçen tüm kiÅŸileri kapsamaktadır ve olayların kronolojisine göre sıralanmışlardır. Romanda baÅŸ kahraman, yardımcı kahramanlar, yönlendirici kahraman, arzu edilen objeler (burada objelerden kasıt, asıl arzu unsurunun parçaları olan kiÅŸilerdir), figüran yani dekoratif kiÅŸiler yer alır. Zaten roman temelde birkaç kiÅŸi etrafında geliÅŸmektedir. Birazdan sıralayacağımız kiÅŸilerin büyük bölümü figüran kahraman olup romanda dekoratif unsuru teÅŸkil ederler ve bize romanın mekânında alt düÅŸünce zemini saÄŸlarlar. DiÄŸer bir ifadeyle birinci derece roller üstlenen kiÅŸi olarak baÅŸ kahramanı (hasım gücü gösteremeyiz kiÅŸi bazında, çünkü yoktur); ikinci derecede roller üstlenen kiÅŸiler olarak yardımcı ve yönlendirici kahramanlarla birlikte arzu unsurunun birer parçası olan kiÅŸileri ve üçüncü derece yani dekoratif roller üstlenen kiÅŸiler olarak da figüran kiÅŸileri gösterebiliriz. Roman kiÅŸilerinin daha sonra haklarında deÄŸerlendirmeler yapılacaktır. Bunları ileride göstereceÄŸiz. Ana kiÅŸilerin haricinde, dekoratif unsur teÅŸkil edenleri de belirtelim (romanın içine dâhil olmuÅŸ herkese yer vereceÄŸiz). KiÅŸiler; ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey, Madame Potishe, Drol, Åžöhret Bey’in annesi, Kuyumcu Bedros, Madame Potishe’nin meslektaşı ve komÅŸusu olan Fransız kadın, hayali zengin dost Mösyö Thomson, iki sarhoÅŸ Ermeni külhanbeyi, meraklı diyebileceÄŸimiz mahalle halkından birkaç kiÅŸi, polisler, faytoncu, Baba Perdriks, lokanta çalışanları (AÅŸçı Todori ve garsonlar), lokanta müÅŸterileri (Mösyö Edmon, Madame Edmon ve diÄŸer müÅŸteriler), Madame Potishe’nin ev sahibesi, MaÅŸuk Bey ve sevgilisi Adel, Razi ve Selami Efendi, Raik Bey, birahane Frenkleri, -hayali bir unsur olan- edip Mösyö Kanber, Åžöhret Bey’in otel çevresinde dolaşırken rastladığı kadın, Hıristo -yalancı dans hocası Mösyö Tirel-, Tepebaşı Bahçesi’ndeki meraklı halk ve zabıtlar.
Roman kiÅŸilerini sınıflandırmaya çalışırsak, roman klasik bir türde yazıldığından klasik bir sınıflandırma olan derecelendirme ÅŸeklindeki sınıflandırma esere uygun düÅŸer sanırım. O da ÅŸöyle ki: birinci derecede roller üstlenen kiÅŸi ve aynı zamanda düz, yalınkat kiÅŸi: ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey (çünkü tüm olay onun ekseninde geçmektedir); ikinci derecede roller üstlenen kiÅŸiler: -önem sırasına göre yardımcı kahramanlar- Madame Potishe (yönlendiricilik görevi de üstlenir), Drol’ün yanı sıra -hasım güç olmasa da alafrangalığın karşısında bir simge gibi duran- MaÅŸuk Bey ve -alaturkalığı temsil eden- Razi ve Selami Efendi, -yönlendirici bir unsur kazanan diÄŸer bir şık- Raik Bey; -üçüncü derecede- dekoratif roller üstlenen kiÅŸiler: saydıklarımızın haricindeki tüm kiÅŸiler olarak belirtebiliriz.
Birinci derecede roller üstlenen kiÅŸiler: BaÅŸ kahraman yani tematik güç diyebileceÄŸimiz ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey; yardımcı kahraman ve yer yer yönlendiricilik görevi üstlenen Åžöhret Bey’in metresi olup Åžöhret’i parmağında oynatan ve hafifmeÅŸrep bir kadından ziyade argo tabirle fahiÅŸe bir kadın olan Madame Potishe; yine yardımcı kahraman olarak nitelendirebileceÄŸimiz, olay örgüsünün saÄŸlanmasında önemli yeri olan, gülünç olayların sebebini oluÅŸturan, arzu edilen unsur olan alafrangalığın bir parçası ve mekânı yansıtmada bir ögenin yanı sıra aslında sokak köpeÄŸi olup asil soylu ve neslinin son türü olan bir köpeÄŸe büründürülmüÅŸ olan zayıf, aç gözlü Drol ana kiÅŸileri oluÅŸturmaktadır. Ayrıca yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi hasım güç simgesi olan MaÅŸuk Bey (ki o, ideal, kültürlü, iyi yetiÅŸmiÅŸ ve ahlaklı bir genci yansıtır) , Razi ve Selami Efendi yardımcı kiÅŸiler olup Raik Bey de hem yönlendirici diyebileceÄŸimiz hem dekoratif diyebileceÄŸimiz bir yardımcı kahraman rolü üstlenmiÅŸtir. DiÄŸer tüm kahramanlar bize mekânı yansıtır, romanda mekân tasvirlerinden çok dekoratif kiÅŸiler iÅŸlevselliÄŸi saÄŸlamıştır.


2.2 KiÅŸilerin özellikleri, ortak ve farklı yanları
Åžahıs kadrosu baÅŸlığı altında tüm kiÅŸileri ve özelliklerini belirtmeye çalıştık. Åžimdi de ortak ve farklı niteliklerini vermeye çalışacağız.
ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey düz, yalınkat, parasız alafranga tip yani şık bir tip olmakla birlikte bilgisizliÄŸinin de farkında olmayan, kendini oldukça beÄŸenen ve aynı zamanda kötü huyları olan (hırsız) , özenti bir tiptir. Bu özelliklerinin çoÄŸunu barındırması bakımından ayrı bir şık tip olan Raik Bey ile ortak özellikler gösterir. Bunun haricinde iyi yetiÅŸmiÅŸ ve gerçek alafrangalığı doÄŸru anlayan ve alaturka kültür ile sentez yaparak ideali gösteren ve tam bir hasım, karşı güç olmasa da onu çaÄŸrıştıran kiÅŸi olarak karşımıza çıkan MaÅŸuk Bey, Åžöhret Bey ile zıt özelliklere sahiptir. Zaten yazar bunu yanlı bir ÅŸekilde romanda belirtmiÅŸtir. Razi ve Selami Efendi ise bazı yönleriyle MaÅŸuk Bey’e benzemektedirler ise alafrangalığı tam olarak kavrayamadıkları için de ondan ayrılırlar. Ancak; yine de Åžöhret ve Raik Bey’e tam zıt düÅŸmekle beraber alaturka kültürün de simgeleri konumundadırlar.
 Madame Potishe ve Matmazel Adel arasındaki tezatlığı göstermeye çalışalım. Osmanlı sosyo-kültürel yaÅŸamının Batı’ya ayak uydurması ile birlikte Batı kültürü bize yerleÅŸmeye baÅŸlıyor ve toplumda  conquate (metres) kadınlar peyda oluyor. Bu kadınlar yukarıdaki tabirimizin haricinde kültürsüz ve kısa süreli iliÅŸkiler sürdürerek yaÅŸamlarını devam ettiren kiÅŸilerdir. Madama Potishe de bunlardan biridir. Fakat Matmazel Adem tam tersine huysal ve fiziksel açıdan güzel olmakla beraber namuslu, ÅŸerefli, hayatında yalnızca tek bir erkek olan temiz bir kızcağızı temsil eder.
Karşıt özellikler bakımından bu altı karakter üzerinde durmaya çalıştık. Bunların ortak özellikleri ise roman kurgusal yapısı içerisinde düz, yalınkat kiÅŸiler olarak yer almalarıdır. BaÅŸta nasıl bir karaktere sahiptiler ise romanın sonunda da aynı karakterde sabit kalmışlardır. DiÄŸer kiÅŸilere yani figüran kahramanlara baktığımız zaman da hepsinin hemen hemen mekânı yansıtıcı rol oynamadaki iÅŸlevselliklerini görürüz.

2.3.Kişiler arası ilişkiler
KiÅŸiler arası iliÅŸkilerde çıkar çatışması ön plana çıkar. Arzu edilen unsur olan alafrangalılaÅŸma çerçevesinde Åžöhret ile Madama Potishe, Åžöhret ile Drol arasındaki iliÅŸki (tabi burada çıkar tek taraflı olup Åžöhret Bey yönündedir) bu çıkar çatışmasını ortaya koyar. Åžöhret Bey bu isteÄŸi doÄŸrultusunda Madama Potishe ve Drol’u birer araç olarak kullanır ve şıklık derecesini artırır kendi nezdinde. Madama Potishe sadece bir objedir ve Åžöhret Bey’in alafrangalığı tamamlayabilmesi için ulaşılması gerekiyordur. Aslında bu iki yardımcı karakter arzu edilen objenin birer parçası olup arka planın yansıtılışında önemli birer öÄŸeden ayrı bir ÅŸey deÄŸillerdir. Madama Potishe ile Hıristo arasındaki iliÅŸki ise karşılıklı çıkarlar üzerine kuruludur. Madama Potishe, Hıristo’ya bir geçinme yolu bulacağı için Hıristo onu rahat bırakacak; Hıristo da Madama Potishe’in oyununu daha fazla sürdürebilmesini engellemeyecek ve beraberce Åžöhret Bey’i sömürebileceklerdi. Aynı ÅŸekilde karşılıklı olmak üzere Madama Potishe ile lokanta sahibi Baba Perdriks arasında bir çıkar iliÅŸkisi vardır. Madama Potishe yolunacak müÅŸterileri getirir ve sonra paylaşım gerçekleÅŸir. KiÅŸiler arasındaki temelde bu ÅŸekilde verilmiÅŸtir.

2.4. KiÅŸilerin eylemlerini belirleyen etkenler, çatışma çevresi ve karşı karşıya gelmeler
Bu etkenleri daha önceden belirtmiÅŸ olmakla birlikte ÅŸöyle deÄŸerlendirebiliriz: Dönemin sosyal yapısı bir etkendir ve toplumun bazı kesimlerinin alafrangalığı yanlış anlayışı da sonuçtur. KiÅŸilerin eylemleri şıklık ve para konusu çevresinde oluÅŸmaktadır. Arzu edilen, istenilen bir unsur vardır ve onun etrafında çatışmalar meydana gelir. DiÄŸer kiÅŸi ve unsurlar bu ortamın yansıtılmasında birer ayna görevi üstlenirler. Ayrıca yazar, şıklık ve medeniyet kavramlarını kiÅŸiler ve olaylar aracılığıyla ortaya koymaktadır. KiÅŸi çevresinden bağımsız düÅŸünülemez. Şık’ın alafrangalık peÅŸinde yaptıkları asıl olayları meydana getirirken çevresiyle olan iliÅŸkileri de göze çarpar.

2.5. KiÅŸiler düz mü yuvarlak mı, tip mi karakter mi?
Roman klasik bir romandır. Taklide/gerçek hayata dayalı somut unsurlar ön plandadır. Romandaki bir kiÅŸi romanın başında siyah ise sonda da siyahtır, bu deÄŸiÅŸmez. Ayrıca kiÅŸiler hemen hemen her yerde görebileceÄŸimiz -romanın yazıldığı dönem koÅŸullarında- gerçekleri yansıtan, belli bir takım kiÅŸisel özelliklere sahip olan kiÅŸilerdir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın tanımıyla “hayatın umumi vasıflarıyla bize benzeyen, fakat ferdiyetinin hususi çizgileriyle bizden ayrılan ÅŸahıs”tır. Bu eserde de tip kavramı ön plandadır ve kiÅŸiler düz, yalınkattırlar. Buna aykırı olarak, Türk edebiyatını ilk modern ve en realist çizgilere sahip olan romanı olan Halit Ziya UÅŸaklıgil’in AÅŸk-ı Memnu eseri örnek verilebilir. Bu romanın üzerinde yapılan araÅŸtırmalar, modern kavramların hepsini ve özellikle ana kiÅŸiler üzerinde de yuvarlak kiÅŸiler ve karakter kavramlarını içermektedir.

2.6. KiÅŸilerin Sunumu
Daha çok klasik romanlarda tercih edilen yöntem bu eserde de yerini almıştır. Roman kiÅŸilerinin gerek dış gerek iç özellikleri, ÅŸekilleri, bedensel özellikleri, davranışları, huyları gibi özellikleri yazar-anlatıcı tarafından açıklanarak, tahlil edilerek okuyucuya sunulmuÅŸtur. Bu yöntemde kiÅŸi sunumu genellikle romanın baÅŸ kısımlarında ve romana yeni kiÅŸilerin katıldığı bölümlerde toptan bir ÅŸekilde yapılmaktadır ve nitekim de Şık romanında böyle olmuÅŸtur. Buna göre roman kiÅŸisinin kimliÄŸi, geçmiÅŸi, çevresi, iÅŸi gücü, karakteri, vb. gibi iç ve dış özellikleri geniÅŸ bir özet halinde verilmiÅŸtir diyebiliriz. Bu tanıtma yöntemine blok tanıtma denir. Böylece okuyucu, çok fazla merak içinde kalmadan kiÅŸi hakkında bilmesi gereken her ÅŸeye vakıf olur. Heyecan unsurunun ortadan kalkması bir klasik roman anlayışında bir eksiklik olmamakla birlikte; günümüz roman anlayışına göre de baÅŸarısızlık ölçütü sayılmaktadır. Çünkü yazar okuyucunun heyecanını ayakta tutarak onu sürüklemeli, mümkünse olaya ortadan baÅŸlayıp geriye dönüÅŸ tekniÄŸini kullanarak okuyucunun merakını üst seviyede tutabilmelidir.
Yazar-anlatıcı tanrısal bakış açısına sahiptir. Roman kahramanlarıyla ilgili her ÅŸeyi, iç ve dış özellikleriyle ilgili ne varsa, kahraman ne düÅŸünüyorsa, kahramanın aklından ne geçiyorsa, geleceÄŸinin nasıl ÅŸekilleneceÄŸini vs. kahramanla iliÅŸkili tüm unsurları bilir. Yazar-anlatıcı tüm bu unsurları okuyucuyla paylaÅŸtığı için ÅŸaşırılabilecek bir durum çıkmaz okuyucunun karşısına, aynı Şık’da olduÄŸu gibi. Romanda Åžöhret Bey ile baÅŸlayan blok tanıtma her yeni kahraman olaya dâhil olduÄŸunda tekrarlanır. Fikrimizi bir örnekle destekleyecek olursak, romanın ilk üç sayfasında ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey’in blok tanıtımı yer almaktadır. Küçük bir bölümünü atlayarak gösterelim. Åžöyle ki:
“Åžöhret pek şıktır. Ama nasıl şık? Bu kelime kötü anlam bakımından ne kadar geniÅŸletilebilirse iÅŸte öylesine şıktır. Bilirsiniz ya? Şıklık yalnız kıyafette olmaz. Yaradılış ve ahlak bakımından da şık olmak gerekir. Kıyafette görülen aşırı şıklık bazen insanın yaradılışına karışan kötülüklerin dış belirtileri demektir. Bir erkek pudra, düzgün, allık, kırmızılık gibi kadınlara özgü olan süs eÅŸyasını kullanmakta kadınları geçerse onun ahlakından kuÅŸkulanılabilir. Tanrı kadını kadın, erkeÄŸi erkek olmak üzere yaratmıştır. Yarattığı her eser karşısında bizi hayran bırakan o yüce güç sahibi, en büyük olgunluÄŸunu kadınla erkeÄŸi birbirine karşı pek çekici bir özellikte yaratmakla göstermiÅŸtir.”

“Åžöhret, kendisini çirkin mi zanneder sanırsınız? Ne gezer?! Kendi yüzü hakkındaki kanısına baÅŸvurulsa dünyanın beÅŸ kıtasında kendi gibi yüz güzelliÄŸine sahip birinin bulunabileceÄŸinden ÅŸüphe ettiÄŸi görülür. Onun çirkinliÄŸi yalnız ÅŸunun bunun birer boÅŸ yargısından ibarettir. Eksiklik onun güzelliÄŸinde deÄŸil, öyle karar verenlerin, güzellik ve çirkinlik konusunda yanılmış olanların duygularıdır.”

“Efendim, Şık’ımda renk esmer, yüz, insanların orangutan soyundan azman olduÄŸunu iddia eden bazı bilim ve fikir adamlarının sözlerini kabul ettirecek derecede kaba ve uzun.”
Yukarıda parçadan alınan blok tanıtma bölümlerinde hem yazar-anlatıcının tanrısal bakış açısına sahip olduÄŸunun, hem daha önce belirttiÄŸimiz meddah üslubunun hem de yazarın ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey’e karşı tavrının ne ÅŸekilde olduÄŸu görülüyor.
Eserde, kişilerin yazar-anlatıcı tarafından sunumunda portre, anlatıcı tarafından hazır olarak paket halinde sunulur ve bu durumda okuyucu, edilgen konumdadır.
KiÅŸilerin sunumunda iki temel yöntem daha ortaya çıkar. Fakat biz bunların üzerinde durmayacağız. Åžöyle ki; dramatik yöntem dediÄŸimiz yöntemde roman kiÅŸileri, gerek sözleriyle gerek davranışlarıyla kendilerini tanıtırlar. Dolayısıyla kiÅŸi sunumu, topluca bir bütün olarak deÄŸil de romanın geneline yayılan parçalardan çıkar. Bu yöntemde okuyucu, kiÅŸiyi romanın genelinde parça parça verilen bilgi ve ipuçlarıyla tanımak durumundadır. Ancak Şık’da kullanılan yöntem tam tersi olan ve yukarıda örnek olarak gösterdiÄŸimiz gibi uygulanan açıklama yöntemidir. Bu yöntemde parçalar deÄŸil bütün önemlidir. Daha sonra da karşımıza bunların bir alt kolu olan kiÅŸi sunumunda boyut kavramı çıkar. Eserle ilgisi olmadığı halde bu kavramı anlatışımızın nedeni budur. Çünkü boyut kavramı iki ÅŸekilde incelenir: ruhsal boyut (Psikolojik portre) ve bedensel portre. Romanda kiÅŸiler sadece bedensel boyut açısından sunulmuÅŸtur. Bu yüzden iç monolog, iç diyalog, iç çözümleme, ÅŸuur akışı gibi kavramlardan bahsedemeyeceÄŸiz.

2.7. Yazarın kişilere karşı tavrı
Yukarıda -kiÅŸilerin sunumu- bu durumdan bahsettik ve örneklendirmesini de yapmaya çalıştık. Fakat, ÅŸunu belirtelim ki yazarın kültürel yozlaÅŸmaya, yanlış alafrangalılaÅŸmaya, bozuk sosyal yapıya karşı tavrı ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey’in tanıtımında, Raik Bey’in tanıtımında, Madama Potishe’nin tanıtımında ve romanın bazı kısımlarında görülmektedir. Åžöhret Bey için kullandığı tasvirler açık ve nettir. AÅŸağılayıcı bir dil kullanılmıştır. Daha önce de belirttiÄŸimiz gibi sadece kiÅŸiler deÄŸil sosyal yapı hicvedilmektedir. Bu nedenle yan tutarlık söz konusudur. Åžöhret Bey’e karşı MaÅŸuk Bey’i yan tutarlık içinde ÅŸöyle anlatır:
“Bizim MaÅŸuk ÅŸu sayıp döktüÄŸümüz kimselerden deÄŸildir. MaÅŸuk aÅŸk ve ilginin de ÅžatıroÄŸlu gibi Şık’lara özgü olanını beÄŸenenlerden deÄŸildir. Kendisiyle birleÅŸmek isteyen kaç erkek olursa hepsiyle de düÅŸüp kalkmaktan çekinmeyen, her tutkununa parasına göre yüz veren düÅŸük kadınları sevmeÄŸi kendince bir büyük alçalma sayar. Hatta böyle rezil karılara tutkunluk yüzünden türlü felaket çekenlere çok acır.”

2.8.Romanın genelinde çok kiÅŸinin yer olmasının nedeni nedir?
Toplumsak yapının sunulmasında baÅŸlıca etken mekândır. Bu eserde mekân iÅŸlevsel olmadığından onun yerini figüran kahramanlar diÄŸer adıyla dekoratif kahramanlar alır ve toplumu yansıtma iÅŸlevini görür. Ana karakter olarak az, genelde ise çok kiÅŸinin yer almasının nedeni budur. (Bunu daha önce karakterizasyonda da belirtmeye çalışmıştık.)

2.9 Etkenler ruhsal mıdır yoksa zihinsel mi?
Klasik bir roman olan Şık’da kiÅŸilerin sunumunda ruhsal boyut verilmemiÅŸtir. Bu yüzden olayların etkeni zihinsel nedenlidir. BaÅŸta toplumun bir kısmının zihniyeti olmak üzere, ferdi olarak da ele aldığımızda aynı sonuçla karşılaşırız.

3.Olay Örgüsü ve Mekân (Ana Hatlarıyla)
Romanda olay baÅŸtan baÅŸlar ve sona kadar gider. Yani gerilimi yükseltmeyen, merak unsurunun en alt seviyede kaldığı yöntem kullanılmıştır. Tek zincirli olay örgüsü vardır. Yani tek bir olay vardır. O da ÅžatıroÄŸlu Åžöhret Bey etrafında geçmiÅŸtir. Olay örgüsünde arzu edilen obje önem taşır. Bu da alafrangalaÅŸmadır. Olay bu baÄŸlam üzerine kuruludur.
Mekân unsurunu karakterizasyon içerisinde vermeye çalıştık. BelirttiÄŸimiz gibi iÅŸlevsel bir mekân yoktur. Bu görevi dekoratif kiÅŸiler (figüran kahramanlar) üstlenir.

Sonuç
Sosyo-kültürel bir yozlaÅŸmanın, yanlış alafrangalılaÅŸmanın bir uyarıcısı niteliÄŸinde olan Gürpınar’ın bu ilk büyük eseri olan Şık’ı konu, kiÅŸiler ve kiÅŸilerin sunumu baÅŸta olmak üzere olay örgüsü, anlatıcı ve mekân açısından incelenmeye çalıştık. Elbette ki eksik ve hatalarımın olması muhtemeldir. Bunun için af diliyorum.

...

Kaynakça
Gürpınar, Hüseyin Rahmi, 1968, Şık, Atlas Kitabevi, İstanbul.
Tekin, Mehmet, 2005, Roman Sanatı ve Analizleri-1, Ötüken NeÅŸriyat, İstanbul.
_____, 2005, Edebiyat ve Dil Yazıları-1, Grafiker Yay., İstanbul.


 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Deneme

Hasret DediÄŸin...
  Hasret dediÄŸin sevdan...
Zamanla Yolculuk
Yakalamak için ...

Åžiir

Sen Anlarsın Çocuk!
Uhud …. Tıkanıyorum ... ...
Sarkaç
Tabur… Kana susamış ...
Yapayalnız
yapayalnızdı. oynak bir ta...

Serlevha

Anayasa Mahkemesine İhtiyaç Yoktur
 Anayasa Mahkemesi verdiÄ...
Sn Mustafa Başoğlu'ndan Açıklama
  MİLLETİN BÜTÜNLÜĞÜ ...