Neredeyim:   Anasayfa Bölümler Hikaye Yunus’un MaÅŸrapası

Hikaye

Küçüktüm
  -Deli doktor ora...
Uçurumun Kenarında
Hafif bir rüzg&ac...
Bir Duadır Sevmek
Şafak sökmek üzereydi. Rü...

Deneme

Egotramplen
Temelini “kendin...
İnsan(ımız)ın Doğası
İnsan doğası gereğ...
Zamanla Yolculuk
Yakalamak için ...
Yunus’un Maşrapası Yazdır e-Posta
Site - Hikaye
Emine BahÅŸi tarafından yazıldı   
Çarşamba, 09 Eylül 2009 18:20

Gözlerini ovuÅŸturuyor önce… Sonra hızlı adımlarla koÅŸuyor. GüneÅŸ yakıyor tenini… Dokuz on yaşında, bahçıvan pantolonuyla küçük bir kız, kalbinin savaşında bir kahraman deÄŸil henüz. Köyün tozlu bir meydanında bir aÄŸacın dibini mesken tutmuÅŸ, top oynayan küçük çocukları seyrediyor... Gözü az ötedeki yaÅŸlı adama iliÅŸiyor, çocukları seyrediyor o da. Küçük kızın sessizlikle tabiatın el ele verip durgun bir göle çevirdiÄŸi zihninde gemiler yüzüyor, zaman ilerledikçe göldeki gemilerin sayısı artıyor. Bir çocuÄŸun sonuna kadar kurmadan serbest bırakmadığı mekanik bir oyuncak gibi hayalinin anahtarını ha bire çeviriyor. Seyre daldığı top zihninde son gemi olarak göle iniyor, kurgu anahtarı kilitleniyor ve bırakıyor birden… İşte o an kopuyor fırtına…
-“Küçük!” sesiyle.
-“Adın ne?”
-“Emine” diyor küçük kız.

Gemiler batıyor, ruhunda ayaklanmalar seziliyor. Evet… Bu kez yaÅŸlı adamın zihninde yankılanıyor fırtına. Küçük kız adamın yüzündeki hüzne anlam veremiyor. Sanki bir el bu hüznü duvara çiziyor, hiç silinmesin diye. Ardından bir ÅŸaÅŸkınlık, küçük kızın soyadını öÄŸrenince. Arkasını dönüp gidiyor, top oynayan çocuklardan biri artık bu oyunun tadı kaçtı diyor, terk ediyor oyunu… YaÅŸlı adam gibi… Küçük kız bu adamın kim olduÄŸunu soruyor çocuÄŸa. Top havada asılı kalıyor, bulutlar güneÅŸin yaktığı teni gölgeliyor...

-“Deli o” diyor çocuk. Tarlalarımıza zarar veriyor. Anlattıklarına göre çok sevmiÅŸ bir zamanlar, Emine adında bir kadını… EvlenmiÅŸ sonra, kadın ölmüÅŸ… Mustafa diye bir oÄŸulları doÄŸduktan sonra. Anlıyor ki Emine, bu yaÅŸlı adam hiç görmediÄŸi dedesi, görsen ne çıkar dedikleri dedesi… Gülümsüyor.
-“Dedem” diyor ışıldayan gözlerle... ÇocuÄŸu dinlemiyor… Babasının koyduÄŸu isim yaÅŸlı gözleri siste kaybediyor… Kürek çektikçe içinde kaybolduÄŸu bir siluet oluyor çocuÄŸu ardında bırakırken. Tekrar gözünü ovuÅŸturuyor küçük kız…

20 yaşında… Bir hastane odasında dedesinin yanına yaklaşıyor ürkekçe, ürküyor… Onu gördüÄŸünde anımsattığı onca ÅŸeyden ve ölüme dakikalar sonra kavuÅŸacak bir bedenden. Bir çocuk tekrar terk ediyor sahayı, bu oyunun tadı kaçtı diyor… Ve yaÅŸlı adam son nefesini veriyor: Bu hayatın tadı kaçtı diyerek…

Yanmaktan bahsetmiÅŸti bir arkadaşım. Yanmak… Bir kalbin yanışını dedemde görmüÅŸtüm ilkin… Yanmadan yazmaz kimse demiÅŸti dostum*. Sahi öyle mi? Peki… Bize düÅŸen nedir? Bir yolculuk belki… Yandığı için yazan ne çok yürek varmış meÄŸer. Kalemlerinizi elinize alın fotoÄŸraf makinelerinizi boynunuza takın…

**Dante gibi tek bir ÅŸehre deÄŸil tüm İtalya’ya âşıktı Petrarca. Bir de Laura’ya… Ülkesine olan aÅŸkından önce Laura’ya olan aÅŸkı ona ÅŸairlik tacını giydirmiÅŸti, yirmi üç yaşında görüp sevdiÄŸi ve gerçek adını hiçbir zaman bilmediÄŸi bu hayal için ölene dek 7500 dize yazmıştı. İtalyan edebiyatının efsanevi eseri Canzoniere’de toplanan bu mısralar, sevileni yüceltmede öyle düÅŸsel bir boyut kazanmıştı ki kimileri Laura’nın yaÅŸamış bir kadın olduÄŸundan ÅŸüphe etmiÅŸler, ÅŸairse bu iddiaları: keÅŸke öyle olsaydı! İnanın kimse acı çekmeden yıllarca acı çekmiÅŸ taklidi yapamaz diye cevaplamış, ancak asıl cevabı aÅŸkın ateÅŸiyle halden hale giren ÅŸiirleriyle vermiÅŸti. Zamanla maddeden ayrılıp manaya dönüÅŸen bu aÅŸk zahiri güzellikten batıni güzelliÄŸe yönelmiÅŸ; bir süre sonra da daha büyük bir aÅŸkla yer deÄŸiÅŸtirerek sonsuzluÄŸun kapısını çalmıştı…

Goethe on altı yaşında hukuk eÄŸitimi alıyor ve ilk hayat dersini… Kendisinden 3 yaÅŸ büyük Annette’ye tutulmuÅŸtur ve aÅŸkına karşılık gördüÄŸü sandığı bir zamanda Annette’nin onu bir abla gibi sevdiÄŸini söylemesiyle ilk yarasını almıştır. On dokuz yaşında kan tükürecek kadar hastalanır. Yüksek yerlere çıkıp başı dönmeden aÅŸağıya bakma temrinleri yapar. Gece yarıları mezarlıklar gibi insana ürperti veren yerlerde dolaşır. Goethe his dünyasının kodlarıyla oynamaktadır, peÅŸinden tekrar ümitsiz bir aÅŸk: Bir arkadaşının niÅŸanlısı olan Charlotte Buff ‘a olan sevgisi onu büyük acılara sürükler ve dünya edebiyatının ÅŸaheserlerinden “genç Werther’in acılarını yazdırır. Hem de bir ay gibi kısa bir sürede. Büyük bir gürültüyü de yanında taşıyarak…

“AÅŸksızları görünce yolda kalmış/O sebeple aÅŸk dükkânımı açtım iÅŸte…”Zira insan olmanın biricik yolunun aÅŸktan geçtiÄŸine, ömrün nefis evini terk edip muhabbet evine gidebilmek için verildiÄŸine inanmaktadır Ahmet Yesevi…

Ehil ellerden aldığı ilimle Ali KuÅŸçu’yu bile hayretler içerisinde bırakan Horasanlı Molla Cami..Bir ÅŸey eksikti bu alemde.Öyle bir tutkal gerekiyordu ki bütün parçalar birleÅŸsin.Çok geçmeden Molla Cami bu özü buldu:AÅŸk!Bir kadında buldu önce ve yandı..Sonra kıblesini Kabe’ye çevirdi.Zira ona göre insanı ebedi mutluluÄŸa götürecek ÅŸey gerçek aÅŸktı.Varlık aleminde hükmeden tek ÅŸey aÅŸk sultanıydı.Mutlak aÅŸktı parlayan her varlıkta.. 

Van Gogh aÅŸkını kanıtlamak için elini lamba alevine tutup acıdan bayılıncaya kadar yakmışsa da bu alev Kate’in kalbine bir kıvılcım dahi sıçratamamış, bir sanatçının fırçasında alev almıştı eserler...

Kırk üç yaşında on yedi yaşındaki Floraya âşık oldu ve evlenme isteÄŸiyle sunduÄŸu çiçek ret ateÅŸine fırlatıldı. Frankfurt’a kaçtı Schopenhauer. Eserler verdi üst üste…      

Çehov’un karısı Olga göÄŸsüne buz torbası koyarak serinletmek isterken biz onun son cümlesiyle yanıyoruz:
-BomboÅŸ bir kalbin üstüne buz koyma... Zira baÅŸkası için yanıyordu Çehov, bu yüzden kalemi buluÅŸtu kâğıtla senelerce…

Ve’lhasılıkelam...

Yedi denizin susuzluÄŸunu gideremediÄŸi insan ruhu Yunus’un maÅŸrapasıyla kanmış, varlığın ve aÅŸkın anlamına bu iksirle yükselmiÅŸti.

...

*Yavuz Akengin
**Ali Ural, GüneÅŸimin Önünden Çekil, Åžule yayınları

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Deneme

Hasret DediÄŸin...
  Hasret dediÄŸin sevdan...
Zamanla Yolculuk
Yakalamak için ...

Åžiir

Sen Anlarsın Çocuk!
Uhud …. Tıkanıyorum ... ...
Sarkaç
Tabur… Kana susamış ...
Yapayalnız
yapayalnızdı. oynak bir ta...

Serlevha

Anayasa Mahkemesine İhtiyaç Yoktur
 Anayasa Mahkemesi verdiÄ...
Sn Mustafa Başoğlu'ndan Açıklama
  MİLLETİN BÜTÜNLÜĞÜ ...