Hikaye
Deneme
| Papatya Kokuları ve Yazılmamış Bir Hikâye |
|
|
| Site - Hikaye | |||
| Abdullah Başaran tarafından yazıldı | |||
| Perşembe, 10 Eylül 2009 16:47 | |||
|
Ankara’da bir sahaf. EskimiÅŸ, tozlu raflar, tozlu kitaplar.Aylardır kimsenin gözünün dahi deÄŸmediÄŸi bir kitap. Üzeri tozla kaplı. Kapalı olan daha fazla merak uyandırıyor. Kitaba iliÅŸiyorum, üstüm başım periÅŸan. Üflüyorum, ortalık uman. Tüm uÄŸraşılarıma deÄŸmiÅŸ, iÅŸte aradığım kitap! Derler ya, kitap sahibini seçiyor.Ücreti üç-beÅŸ lira. TutuÅŸturuyorum son paramı da ihtiyarın eline. Bugün de bana yol göründü, yayan. Acıyla karışık gülümsemem beni dışarı çıkmaya itiyor ve çıkıyorum… GüneÅŸ tam tepede, hemen geçiyorum gölgede bir banka. Ve baÅŸlıyor yeni bir kitaba ilk seyahat. Önce kapağın, sonra tüm sayfaların sırrı açılıyor bana.… Kitap seni hatırlatır bana. İlk karşılaÅŸmalar, ilk muhabbetler. Heyecan, korku, aÅŸk ve endiÅŸe. Girift bir ikilem, bir dilemma: bu kitap sevgisi mi seni bana getirdi, yoksa kitaplara olan sevgim mi senin eserin? Ben kitapları seviyorum, çünkü her kitapta seni arıyorum. Arayış, bilinmezlik… Ben seni aramayı seviyorum, çünkü her kitapta seni buluyorum. BuluÅŸ, aÅŸk… Ben seni bulmayı da seviyorum, çünkü her kitapta seni özlüyorum. Özlem, fenâ. … Kitabı karıştırırken içinden bir fotoÄŸraf düÅŸüyor yere. Tam elimi uzatırken bir de çantam düÅŸüyor. Onu yakalamaya çalışırken de yakamdaki gözlük. Terslik. Yanımdaki halden rahatsız, oflayıp kalkıyor. Ben de bundan rahatsız oluyorum. Kafamın içindeki cık-cıklar ile tüm dikkatimi kitaptan fotoÄŸrafa yöneltiyorum. Nereden nereye. … FotoÄŸraf. Anı yakalamaya yönelik tonuyla görsellik. Biliyor musun, fotoÄŸraflarına bakmıyorum. Oradaki seni bulamıyorum. Bana hiç öylesine durgun, öylesine an’lık, öylesine yalan bakmıyorsun. Sevmiyorum fotoÄŸrafları. Gerçeklikten uzak, göstermelikler ÅŸipÅŸakları. FotoÄŸraf. Yüzyılın donukluk simgesi. … FotoÄŸraf neredeyse babam yaşında. Her yanı eskimiÅŸ, eksilmiÅŸ. Dedikleri gibi, tarih kokuyor. Küçük bir kız fotoÄŸrafı bu, boydan. Saçları iki yandan örülü, siyah önlüklü, kırmızı kurdeleli. Yüzünde deklanÅŸöre gülümsemenin verdiÄŸi saflık. Saflığın ortaya çıkardığı güzellik, saÄŸ yanağının tam ortasında ÅŸirin bir gamze. … Sen gülümseyince içimdeki bulutlar yaÄŸmur olup yağıyor. O büyük bunalım dağılıp giderken, tüm sıkıntısını boÅŸaltıyor. Hamdım. Sen gülümseyince içimdeki yer sarsılıyor. Bataklıkların içinden menekÅŸeler bitiyor. PiÅŸtim. Sen gülümseyince içimdeki tanrı inancı artıyor. Musa inadım, yerine mutmainliÄŸe bırakıyor. Yandım. … FotoÄŸrafın arka tarafında çok da kötü olmayan bir elyazısıyla düÅŸülen küçük bir not; ‘Kızım yedi yaşına deÄŸdi. Ellerinizden öper, bayramınızı kutlarız.’ Hemen altına eklenen isim; ‘Kızın Meryem.’ … Meryem oluyor adım adım adı. Sevgiye aç, kurtuluÅŸa aç, hakikate aç. ‘Kurdun açlığı sözlerle yatışmıyor.’ Susuyor, suskun kalıyor. Sessizlik. Çile ve direniÅŸ, ızdırab ve sabır, iftira ve masumiyet. Sessizlik her ÅŸeyi söylüyor. SessizliÄŸi bozuyor Mâverâ. İçi boÅŸalan kelimelere anlam veriyor. Masumca direniyor, masumca sabrediyor. Kelimeler kerimelere dönerken, Rıdvan kapıyı açıyor. Kelimeler papatya kokuyor.
…
Kim bilir kaç hikâye çıkardı düÅŸülmüÅŸ bu nottan. Önümüzde birçok yol haritası. Hikâye, nereden baÅŸlayacak bilmiyor. Sözler kördüÄŸüm, girizgâh isyan ediyor. BaÅŸlamadan bitiyor bu hikâye. Etiket:
|




























