Hikaye
Deneme
| Sorma Hal-i Sinemi |
|
|
| Site - Deneme | |||
| Rabia Çağlayan tarafından yazıldı | |||
| Çarşamba, 09 Eylül 2009 18:17 | |||
|
Sevgili öyle altüst ediciydi ki sorma İşittim ki; iki ayrı ÅŸehirmiÅŸ sebeb-i hüznü, divane edermiÅŸ gönlünü. İstanbul’da olmayan lakin İstanbul’dan olan endamı iÅŸler dururmuÅŸ ruhuna. Uykuya dalmayı beklermiÅŸ ruhuna can katanın bakışları misali bir BoÄŸaziçi rüyasına. İstanbul’un iki köprüsü kirpiklerini hatırlatırmış, asude denizi ise gözlerini…
İçinde bir ÅŸey varmış; yerini bilmediÄŸi, misafir edemediÄŸi… Kıvılcım kıvamında hissettiÄŸi, yangına meyleden bir ÅŸey… AÄŸrıdıkça aÄŸrıyan, çığlığı kalbini aşıp tüm hücrelerine dağılan… KurduÄŸu cümleleri öznesiz bırakan, yan yana sayısız noktalar koyduran……….. Rengini hakkıyla seçemediÄŸi bir halmiÅŸ bu. Maviden kırmızıya, kırmızıdan maviye kalbedermiÅŸ. Mavinin teslimiyetinden, kırmızının tutsaklığından dem vururmuÅŸ. Mavideki deniz kokusunu, kırmızıdaki heyecanı üflermiÅŸ can-u ruhuna.
Yine bir vakitmiÅŸ ki; hasretin yaktığı, gönlünün sebeb-i tebessümünden gelen tek kelâma yandığı bir vakit. Her yangından sonra sanki tekrar nefes aldıran sonbahar gibi düÅŸmüÅŸ gönül rüyası geceye. Sonbahara varmak, ona uyumakmış. Sonbaharı solumak, ona uyanmak… Biçarenin gönül hanesi mülevven bir hâldeymiÅŸ. Bir husufmuÅŸ ki hayalî, düÅŸte kalmış; ay tutulmamış. Divanenin hüsünperest bakışları, hüzne meylettirmiÅŸ kalbini. Vardım yanı başına, dedim ki nasıl bir hâldir bu… Dedi ki, sorma; bir ömür, bir gönül süruru bu…
… Gönlünün düÅŸtüÄŸü ateÅŸi takdim edemiyor oluÅŸunu, dilinin dile gelemeyiÅŸini bağışla. Kalbine düÅŸenleri tasvir edemeyiÅŸini, sîretini suretine vuramayışını bağışla… Hem bilmez misin sen ey biçarenin kalbine taht kuran! GönülcüÄŸünü hâlden hâle kalbeden ey! Bir ney sesinden daha hüznengizânedir dile deÄŸdirmek kalpteki terennümâtı…
|






























