Hikaye
Deneme
| Dönüşüm |
|
|
| Site - Deneme | |||
| Şahin Gürçay tarafından yazıldı | |||
| Çarşamba, 09 Eylül 2009 18:04 | |||
|
Benim bilmediÄŸim bir yerde, küçük ve loÅŸ odasına kapanmış, tozlu masasının üstündeki sarı kağıda, yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalemiyle ve yazdıktan sonra kendisinin bile okumakta zorlandığı bir yazıyla, anlamsız cümleler karalayan biri var; biliyorum. O tozlu tahta masanın üzerinde, saÄŸ elinin uzanabileceÄŸi bir uzaklıkta duran kül tablasında dumanı tüten sigaranın külü uzamış aynı zamanda da boynu aÅŸağı doÄŸru eÄŸilmiÅŸ olmasına raÄŸmen ve duman kağıtla gözleri arasında süzüldüÄŸü halde yazmayı sürdürmekte. LoÅŸ odanın çekili perdelerinin ardında hafif aralanmış pencereden süzülen dışarıdaki kalabalığın sesinin farkında dahi deÄŸil. Durmadan ve paragraflara bile ayırmadan yazmaya devam ediyor. Beyninde oluÅŸan fotografik düÅŸünceleri geldiÄŸi anda kağıda aktarıyor. Adeta kontrolsüz fikirlerinin resmini çiziyor. En ufak bir ara vermeden ve öyle büyük bir ahenk içinde yazıyor ki kelimeler kimi zaman sadece yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalemin marifeti oluyor. Sayfanın solundan baÅŸlayıp sağına doÄŸru ve satır satır yazmasına raÄŸmen sanki kelimeler ve onların oluÅŸturduÄŸu cümleler dönüp duruyor. Kelimeler ve cümlelerle birlikte kendi de dönüyor. Akışın içine kapılmış bir vaziyette sürükleniyor. Ya da kelimeler, cümleler ve kendisi durmakta; kainatın geri kalanı ise dönmekte. Ama önemi yok. Büyük bir akışkanlığın içinde kaybolmuÅŸ bir halde durmadan yazıyor. Sanki dünyanın üzerinde hızlı bir gezinti yapıyor. Okyanuslarda yüzüyor, ovalarda koÅŸuyor, tepelerin üstünden uçuyor. Kimi zaman vücudundan dışarı çıkıp kendine bakıyor. Ama o halde dahi geri kalmıyor. Bilinçsiz vücudunu takip ediyor. Dünyayı dolaÅŸmaya, yüzmeye, koÅŸmaya, uçmaya devam ediyor. Bazen dikkatini ufak tefek ÅŸeyler çekiyor. Çıplak bir çocuk, büyük bir alev, yıkık bir bina, kalabalık insan yığınları, yüzen dev gemiler, anlamsız kahkahalar… Bir an bakıyor ve unutuyor hepsini. Yoluna devam ediyor. Yazmaya devam ediyor. Sonra sıra dışı bir ÅŸey oluyor. Sanki zamanda bir donma, evrendeki dönüÅŸümün durması, nehirlerin akmaması, rüzgarın esmemesi sanki. Yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalem aniden duruyor. Ama sarı kağıdın üstünden kalkmıyor. Henüz bitmemiÅŸ anlamsız bir cümlenin sonuna bir nokta koyuyor. Bekliyor. Yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalem hala sarı kağıdın üzerinde. Ardından ilk noktanın yanına bir nokta daha koyuyor. Yeniden bekliyor. Beyninde dönen düÅŸünceler silikleÅŸmeye baÅŸlıyor. Onların yerini unutkanlığın getirdiÄŸi bir korku kaplıyor. İlk defa aklından geçenleri sarı kağıda aktarmadan düÅŸünüyor. Korkuyor, hem de ölesiye… Yazdıklarına bakıyor. Hepsi anlamsız karalamalar. GeçmiÅŸe doÄŸru düÅŸünmeye çalışıyor. Anlamsız kahkahaların, yüzen dev gemilerin, kalabalık insan yığınlarının arasından hızla geçiyor. Amaçsızca dolanıyor. Yıkık bir bina görüyor yeniden. Aniden yavaÅŸlıyor. Binada anlamlandıramadığı bir ÅŸeyler seziyor. MahvolmuÅŸluÄŸun soÄŸukluÄŸuna karşılık güzel hayatların sıcaklığı sanki. Binanın içinde yarı yarıya yanmış eÅŸyalar etrafa saçılmış bir halde duruyor. Hepsinde hala ayakta durma isteÄŸi var gibi, hepsi bir anda ayaÄŸa kalkıp ellerine bir taÅŸ alarak savaÅŸa koÅŸacak adeta. Duvarlar bile yıkık dökük ve eÄŸilmiÅŸ bir halde olmasına raÄŸmen devrilmeyi sonuna kadar reddediyormuÅŸçasına ayakta. Sadece bir dokunuÅŸ bekliyorlar, sadece bir çaÄŸrı, sadece bir destek… Korkusu daha da artıyor. Åžimdi de gözü hala yanmakta olan büyük bir aleve takılıyor. Öyle büyük bir alev ki bu içinde neyin yanmakta olduÄŸunu görmek imkansız. Aleve daha dikkatli baktığında içinde oynaÅŸan görüntüler görüyor. Bir baba elinde yiyecek torbalarıyla iÅŸinden evine dönüyor. Bir anne çocuklarına güzel günleri bir masalmış gibi anlatıyor. Bir köÅŸede genç delikanlılar toplanmış hayatın onların omzuna yüklediÄŸi ağırlığı taşımaktan yorgun düÅŸmüÅŸ bir halde hararetli hararetli konuÅŸmaktalar. Çocuklar, en çok çocuklar çekiyor ilgisini. Sokakta tedirgin bir ÅŸekilde oyun oynayan çocuklar. Seksek oynayan kızlar her zıplayışlarında etraflarını kolluyorlar sanki. Top oynayan çocuklar topları ara sokaklardan birine doÄŸru giderken almaya cesaret edemez bir haldeler. Hepsinin yüzünde aynı kaygı ifadesi, aynı korkmuÅŸluk ve aynı bekleyiÅŸ… TelaÅŸla tekrar hızlanıyor. Ama bu sefer bilinçsizce yol almıyor. Sanki belli bir ÅŸeyi arıyor. Hızla etrafa göz gezdiriyor. Yığınla cesetler görüyor, yıkıntılar çarpıyor gözüne, çığlıklar duyuyor, ya da sessiz feryatlar… Kan görüyor, sokaklardan akan kan, koyu kırmızı kan, kokusunu duyabiliyor. Dünya buradan yok olmaya baÅŸlamış gibi. Etrafta koÅŸturan insanlar; aÄŸlayan, can çekiÅŸen, dua eden, savaÅŸan insanlar. Sonra yalınayak bir çocuk görüyor tüm bu kaosun içinde. Aniden duruyor. ÇocuÄŸa bakıyor. Çok zayıf, narin, sessiz ve korkmuÅŸ. YavaÅŸça süzüyor çocuÄŸu. Vücudunun her yeri yara bere içinde. Yarı yarıya parçalanmış elbiselerindeki kanın tamamı kendisinin mi yoksa bir an önce top oynadığı arkadaÅŸlarından birinin kanı da onun üstüne mi bulaÅŸmış belli deÄŸil. Bacakları titriyor, elleri de. SaÄŸ elini yumruk yapmış ve içinde sıkı sıkı bir ÅŸey tutmakta. Bir müddet sonra çocuk sıktığı yumruÄŸunu gevÅŸetiyor ve elinden bir parça koparılmış ve üstü yer yer kanlanmış bir kağıt düÅŸüyor. Adam, eÄŸilip bakıyor. Kağıdın üstünde okunaklı ve çarpıcı bir ÅŸekilde “Onlar baÅŸlarına bir musibet geldiÄŸi zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceÄŸiz." derler ” yazıyor. İçi burkuluyor. AÄŸlamak istiyor ama yapamıyor. Sonunda çocuÄŸun tam gözlerinin içine bakıyor. O anda çığlık atmak istiyor, ölene kadar bağırmak… Gözlerini kapatıyor. Kafasını ellerinin arasına alarak çırpınıyor. Gitmek istiyor, çıkmak istiyor buradan. Daha fazla dayanamıyor… Aniden loÅŸ odasına geri dönüyor. Çekili perdelerin arasında hafif aralık pencereden süzülen insan sesleri doluyor kulağına. Yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalem hala sarı kağıdın üstünde durmakta. Elleri titreyerek en son koyduÄŸu noktanın yanına üçüncü noktayı koyuyor. Bekliyor. Sarı kağıtta bir satır boÅŸ bırakarak alta geçiyor. Ve yarıya kadar yontulmuÅŸ kurÅŸun kalemle son bir ÅŸeyler karalıyor: Nerdey(d)im ben?
|





























